Hayat tahmin edilemez iniş ve çıkışlarla doludur. Kimi zaman iş kaybı, kimi zaman bir ilişki ayrılığı, kimi zaman ise beklenmedik sağlık sorunları bizi hazırlıksız yakalayabilir. Bu süreçte bazı insanların daha hızlı toparlandığını, bazılarının ise uzun süre kırgınlık ve çaresizlik içinde kaldığını gözlemleriz. İşte aradaki bu farkı belirleyen en önemli etmen duygusal dayanıklılık (resilience) kavramıdır.
1. Gerçekçi İyimserlik ve Kabul
Duygusal dayanıklılık acıyı görmezden gelmek ya da her şeye pollyannacılıkla yaklaşmak değildir. Yaşanan kederi, öfkeyi veya hayal kırıklığını kabul edip; "Şu an zorlanıyorum ama bu sonsuza dek sürmeyecek, çözüm için yapabileceğim adımlar var" diyebilmektir.
2. Şefkatli İç Ses Geliştirmek
Kendi kendimizle kurduğumuz diyalog, kriz anlarında nasıl hissettiğimizi belirler. Hata yaptığınızda kendinizi acımasızca eleştirmek yerine, sevdiğiniz bir dostunuza göstereceğiniz anlayışı kendinize sunmalısınız.
3. Sosyal Destek Ağlarını Güçlendirmek
İnsanoğlu sosyal bir varlıktır. Zor zamanlarda içine kapanmak yerine güven duyduğunuz kişilerle duygularınızı paylaşmak, beynin yatışma sistemini aktive eder.